Ana Sayfa Gayemiz Kur’an’ı Kerim Dinle Kur’an’ı Kerim Arapça Kur’an’ı Kerim Türkçe Soru Gönder
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kıyamet günü insanlar arasında hüküm verilinceye kadar her kez, sadakasının gölgesinde olacaktır!" İbni Hibban 3310, İbni Huzeyme 2431
Ana Menü
Ayetler
Hadisler
Dualar
Sahabe Hayatı
Kur’an’dan Kıssalar
İlmihal
İman İle İlgili Konular
Abdest İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Zekat İle İlgili Konular
Oruç İle İlgili Konular
Hac İle İlgili Konular
Cihad İle İlgili Konular
Alış Veriş İle İlgili Konular
Nikah İle İlgili Konular
Boşanma İle İlgili Konular
Kıyafetler İle İlgili Konular
Yiyecek ve İçecekler İle İlgili Konular
Cinayetler İle İlgili Konular
Kitaplar
Esmau’l-Hüsna
Ahkamu’l-Cenaiz
Nimetlerin Şükrü
Cennetin Köşkleri
Mü’minin Silahı Dua
Kıyametin Alametleri
Tüm Detaylarıyla İmanın Şartları
Cennete Girmek İçin Otuz Sebep
Müslümanın Bilmesi Gereken Konular
Faydalı Bilgiler
Hadis Fihristi
Önemli Bilgiler
Ahiret İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Cenaze İle İlgili Konular
Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar
Tevhid İle Alakalı Konular
Haramlar İle İlgili Konular
Albani Hakkındaki İftiralar
Bayramlar İle İlgili Konular
Rasulullah İle İlgili Konular
Geçmiş Ümmetlerin Kıssaları
Sakınılması Gereken Haramlar!
Sihir ve Cinler İle İlgili Konular
Kur’an’ı Kerim İle İlgili Konular
Hadis Kitaplarının Zayıf Hadisleri
Takva Sahibi Nasıl Olur?
Arkadaşına Gönder Sayfayı Yazdır

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Takva Sahibi Nasıl Olur?

Lütfu genel ve ihsanı bol olan Allah’a hamdolsun. Allah, kullarına çeşitli nimetler vermiş ve onları, gazabına yol açacak sebeplerden sakındırmıştır. Şehadet ederim ki, Allah’dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki; efendimiz Muhammed, O’nun kulu ve rasulüdür. Allah’ım! Kulun ve rasulün Muhammed’e, ailesine, ashabına ve iyilikle onlara tâbi olanlara din gününe kadar salât ve selam eyle!

Bundan sonra... Ey Allah’ın kulları! Allah Teâlâ’dan hakkıyla korkun. Gizli ve aşikâr hallerinizde O’nu gözetin. Çünkü Allah; sizlere, davranışlarınızda ve sözlerinizde Allah’dan hakkıyla korkmanızı takvâyı emretmiştir. Takvâlı olduğunuz takdirde dünyada amellerinizin düzgün olacağını ve günahlarınızın bağışlanacağını, ahirette ise büyük bir kazanç ve yüce bir lütuf elde edeceğinizi vadetmiştir.

Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Allah’dan korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Rasulü’ne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”

Ahzâb 70, 71

Bu ayeti kerimede Allah; mü’min kullarına, her hallerinde O’ndan hakkıyla korkmalarını, sözlerinde ve davranışlarında takvâlı olmalarını emretmektedir. Bu da; O’nun emirlerini yerine getirmekle ve Allah (Azze ve Celle)’nin istediği şekilde edâ etmekle, yasakladığı haram sözlerden ve davranışlardan kaçınmakla olur.

Takvâ ile mü’minin, dünyasında ve ahiretinde her türlü hayır gerçekleşir. Dünya ve ahirette, her türlü kötülük ondan uzaklaşır. Takvâ üzere dosdoğru yürüyen ve sözünde doğru olanı Allah, güzel söze yöneltir ve doğru yolda kılar.

Allah’dan hakkıyla korkan ve dilini Kur’an okumak, Allah (Azze ve Celle)’yi zikretmek, tevbe ve istiğfar etmek, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak gibi güzel söz söylemede kullanan; dilini Allah (Azze ve Celle)’nin haram kıldığı sözlerden, insanların ırzları hakkında konuşmaktan, kötü ve çirkin söz söylemekten alıkoyan kişiyi Allah, kolaya sevkeder ve zordan uzaklaştırır. Onu cennet ile rızıklandırır. Dünyada ve ahirette güvende kılar. “Kim Allah’dan hakkıyla korkarsa O, kendisine işinde kolaylık verir.”

Talak 4

Allah’ın kulları! Hiç şüphesiz Allah’dan hakkıyla korkmak, her halükarda, gizli ve aşikâr hallerinde, dininde ve dünyasında, Rabbine karşı davranışında; ailesine, akrabalarına ve komşularına karşı davranışında; alış-verişinde, sözlerinde ve anlaşmalarında, işinde ve vazifesinde, kendisine emanet edilen şeylerde kul üzerine farzdır. Kul, Allah (Azze ve Celle)’nin hakkını edâ etmelidir.

Kulların hakkını vererek onlara nasihat etmelidir. Sözünde doğru ve ilişkilerinde güvenilir olmalıdır. Hileden ve sahtekârlıktan, ihanetten ve tuzaktan uzak olmalıdır. Yalan yere yemin etmekten, yalan söylemekten ve yalancı şahitlik yapmaktan kaçınmalıdır. Şayet müslüman böyle olmazsa nasıl takvâlı olur? Gerçek iman nerede kalır?

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

“Mü’min; insanların, mallarında ve canlarında kendisinden emin olduğudur. Müslüman ise; Müslümanların, dilinden ve elinden kurtulduğudur.”

Allah’ın farzlarını ihmal eden ve yerine getirmeyen, Rabbinin haramlarına cüret eden ve onları çiğneyen, Allah’ın mü’min kullarına dil uzatan ve laf getirip-götüren, yalancılıkla vasıflanan ve çokça günah işleyen nasıl takvâlı olur?! Haksız nedenlerle insanların mallarını yiyen, faiz yiyen, insanlara hile ve sahtekarlıkla muamele eden, ölçü ve tartıda hile yapan nasıl takvâlı olur?! Kendisine emanet edilen idareciliğe ve işe, mala ve benzeri şeylere ihanet eden nasıl takvâlı olur?!

İnsanlardan çoğu bu zamanda, ihanet ve güvenilmezlik illetine tutulmuştur. Üzerinde bir hak varsa, tam olarak edâ etmez. Bir işle sorumlu tutulmuşsa, gerektiği şekilde yerine getirmez. Üzerinde, insanların bir hakkı varsa inkâr eder. Haklarını vermeyi sürekli geciktirir.

Daha da ötesi, bir kısmını almadan veya karşılığında bir şey almadan hak sahibine hakkını vermez. Bu, ihanet değil mi? Bu, Allah’ın kullarına zulüm değil mi? Bu, haram yemek değil mi? Bu davranış, takvâdan uzak değil mi? Bu, karanlığı Kıyamet’e kadar sürecek zulüm değil mi?

Şüphesiz ki zulüm; evleri harap eder. Ülkeleri yıkar. Zulmedenlerin halini; rahatlık ve huzurdan, zorluk ve mutsuzluğa çevirir. Zulmedenlere, hesap etmedikleri azabı tattırır.

Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur:

“Yahudilerin zulmü sebebiyle, kendilerine (daha önce) helal kılınmış bulunan pek çok şeyi yasakladık. Ayrıca; Allah yolundan çokça alıkoymaları, kendilerine yasak kılınmış olmakla birlikte faiz almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemeleri nedeniyle (onları güzel şeylerden mahrum ettik). İçlerinden kâfir olanlara da pek acıklı bir azap hazırladık.”

Nisâ 160, 161

İnsanların mallarını haksız nedenlerle ve zulümle yemek ve haklarını vermemek; aşağılık insanların, imanı ve kişiliği zayıf insanların niteliklerindendir. Kulların haklarını yemeye cüret eden ve onlara zulmeden, Kıyamet günü kendisine “Zulmederek aldıklarını ve haklarını sahiplerine ver!” denildiğinde ne yapacak?! O büyük anı; insanların, Âlemlerin Rabbi’nin huzurunda duracağı günü hatırlasın.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu sözünü hatırlasın:

−‘Bilir misiniz, müflis kimdir?’

Sahabeler:

−Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayandır.

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

−‘Şüphesiz ki ümmetimden müflis olan o kimsedir ki; Kıyamet günü namazla, oruçla ve zekâtla gelir. Buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve buna vurmuştur. Buna, onun sevaplarından verilir ve buna, onun sevaplarından verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden önce sevapları biterse, onların günahlarından alınır ve onun üzerine atılır; sonra da cehenneme atılır.’

Allah’dan hakkıyla korkun ey müslümanlar! Allah korkusunu, gözünüzün önünden ayırmayın! Allah’ın gazabından ve azabından sakının! Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur:

“Rabbin, zulüm yapan ülkeleri yakaladığında işte böyle yakalar. Şüphesiz O’nun yakalayışı pek acıklı, pek şiddetlidir. Bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. O, kendisinde bütün insanların toplanacakları bir gündür. O, tanık olunacak bir gündür.”

Hûd 102, 103

Allah beni ve sizleri, Yüce Kur’an ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetiyle faydalandırsın. Bu sözümü söyler; Allah’dan kendim için, sizler için ve diğer tüm müslümanlar için her türlü günahtan bağışlanma dilerim. Siz de O’ndan bağışlanma dileyin. Şüphesiz O; çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

İhsanı için Allah’a hamdolsun. Başarılı kılması ve nimetlendirmesi dolayısıyla Allah’a şükürler olsun. Şehadet ederim ki Allah’dan başka ilah yoktur. O’nun şânı yücedir. Ve şehadet ederim ki Muhammed, O’nun kulu ve rasulüdür. O’nun rızasına davet edendir. Allah’ım! Kulun ve rasulün Muhammed’e, ailesine ve ashabına salât ve selam eyle!

Bundan sonra... Ey Allah’ın kulları! Allah’dan hakkıyla korkun! Gizli ve aşikâr hallerinizde O’nu gözetin. Günahlardan, masiyetlerden ve kullara zulmetmekten sakının. Haddi aşmaktan ve büyüklük taslamaktan, intikam ve düşmanlıktan, kötülük ve bozgunculuktan, insanlara zarar vermekten uzak durun! İnsanlara; onların size nasıl davranmasını istiyorsanız öyle davranın. Adaletli, şefkatli ve merhametli olun! Çünkü yaptıklarınızın karşılığı, yaptıklarınız türünden olacaktır.

Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah takvâlı olan ve iyilik edenlerle birliktedir.”

Nahl 128

“Kişi, “Allah’a karşı işlediğim kusurlardan dolayı vay benim halime! Gerçekten ben, alay edenlerdendim der.”

Zümer 56

O an gelmeden önce tevbe ve istiğfar etmede acele edin! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kimin yanında kardeşinin bir hakkı varsa, dinarın ve dirhemin olmayacağı günden önce bugün helalleşsin. Salih ameli varsa, o hak ölçüsünce ondan alınır. Sevapları yoksa hak sahibinin günahlarından alınır ve onun üzerine yüklenir.”

Allah’dan korkun ey Allah’ın kulları! Zulmün karanlığı kıyamete dek sürer. Hidayet elçisi ve seçilmiş Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e salât ve selam getirin. Allah-u Teâlâ sizlere bunu emretmiştir.

Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Nebi’e salât ederler. Ey mü’minler! Siz de O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”

Ahzâb 56

Şeyh Abdurrahman es-Sudeys

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Bu Sayfa 14034 Kez Okundu
 Sayfa Başı 
Sahih Hadisler - Kur’an ve Sahih Sünnet
www.hadisler.com | www.sahihhadisler.com | www.sahihhadisler.net